11 Eylül 2012 Salı

"EŞİMLE ÇOK MUTSUZUM!"


Elif / İSTANBUL
Merhaba Rukiye hanım. Ben 30 yaşında 6 yıllık evli bir kadınım. 4 yaşında bir kızım var. Eşimle İkimiz de üniversite mezunuyuz. Çalışıyoruz. Eşimle hiç bir konuda uyumlu değiliz. Asla eşim gibi biriyle evlenmeyi hayal etmiyordum. Hayalim dindar biriyle evlenmek ve İslama uygun bir hayat yaşamaktı. Ama eşim bana sözler verdi. Benimle evlenirsen sigarayı bırakacağım, senin istediğin gibi biri olacağım dedi. Çevremdeki namazlarını kılıpta eşine değer vermeyen erkekleri gördükçe önemli olan huy dedim. Namaza sonra başlar ama huy değişmez deyip evlendim. Beni ikna etti. Ama hiç bir sözünü tutmadı. Ben dindar tanımlanabilecek biriyim. Sosyal, kültürel etkinlikleri severim. Eşim ise tam tersi, devamlı bilgisayar oynar. Herhalde işte çalışmıyor olsa aralıksız 24 saat oyun oynar. Benimle hiç bir sıkıntısını paylaşmaz, konuşmayı genel olarak sevmez. Namazlarını kılmaz, cumaları kılar sadece. Bazen onu bile kılmaz. İlk zamanlar bu tutmadığı sözler için çok tartıştık. Ne yapsam olmadı. Artık kabullendim. Ama bilgisayar oynaması herşeyimizi etkiliyor. Oynamayacağını söylüyor ama gene başlıyor. Çok sık tartışıyoruz. Benim annemle telefonda konuşmama karışıyor. Eşimin annesi, dedesi bile karışıyor. Her yaz aynı memleketten olmamıza rağmen eşimin ailesinin evinde kalırız. Doğum yaptığımda bile annemlerde kalmama izin vermediler. Her kaynanamlarda kalışımızda mutlaka bir sebepten, biz tartışırız. Eşimin annesi, babası da bana kızarlar. Eşin ne derse onun dediğini yapacaksın diye. Halbuki onlara devamlı para gönderiyoruz. Kredi çektik ev almaları için. Bir kere bile bana teşekkür etmediler. Tartışmalarımızın çoğu da incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler. Eşim ben hamile iken işyerinden bir kadın arkadaşıyla 5 ay mesajlaşmış. Ben mesajların içeriğini görmedim elektronik faturadan farkettim. Eşim o benim ablam işle ilgiliydi mesajlar dedi ama ben inanmadım. Boşanmak istedim. eşim çok yalvardı o kadında tayinini başka şehire istedi gitti . Çocuğum için affettim. Aradan 4 yıl geçti ama ben unutamıyorum. Her tartışmamız da güvenimi sarstığı aklıma geliyor. Aslında eşime şimdi güveniyorum ama. Onu seviyorum. İyi yönleri de çok eşimin. Bana ev işlerinde azda olsa yardım eder. Çocuğunu çok sever, beni çok sıkmaz. O hiç bir zaman boşanmayı düşünmez. Tartışmalarımızdan sonra barışmak için ilk adımı hep o atar. Ama sık sık tartışmamız, çocuğu da etkiliyor. 6 yıldır hala evliliğimiz rayına oturmadı. Sanki tüm arkadaşlarım eşleriyle çok mutlu, bir ben değilmişim gibi geliyor. Sizce bu kadar uyumsuzken, bu evliliği devam ettirmeli miyim?


Ya da mutlu bir evlilik için bize ne tavsiye edersiniz? Lütfen bana bir akıl verin. Ağlamaktan yoruldum artık.

Elif/İSTANBUL




Rukiye Karaköse:

Merhabalar;

"Sanki tüm arkadaşlarım eşleriyle çok mutlu, bir terk ben mutsuzmuşum gibi geliyor" diyorsunuz. Öncelikle sizi rahatlatacaksa şunu söylemek isterim: Birçok evlilikte bu tarz sorunlar var, evet... Kişilik uyuşmazlıkları, beklentilerin karşılanmaması, kayınvalide ve diğerlerinin müdahalesi ve inanç noktasındaki farklılıklar...

Eşinizin değişeceğine inanarak evlenmişsiniz. Bütün insanlar zamanla değişirler. Bir şartla, bunu kendileri de isterlerse. Çoğu kez sevilen kişiyi kaybetmemek için iyi niyetle sözler verilir, bir araya gelinince de artık "elde etme" kaygısı kalmadığı için kişi rahatlar ve bu sözler tutulmaz

Evlilikte uyum ve huzur olabilmesi için dini yaşantıların uyumlu olması önemlidir. Çoğu kişi evlenirken "değişeceğim, namaz kılacağım vs. diyor ancak ilerde bu o kadar da kolay olmuyor. Tam tersi de geçerli. Bir taraf diğeri kendi dindarlık düzeyine çekme konusunda ümit beslerse o maalesef hayal olmaktan öteye gitmiyor. Kendi başına iken yaratıcıya karşı öyle bir disiplini geliştirememiş bir insan bu durumu evlilikte de sürdürüyor.

Diğer ailevi meseleler, evet can sıkıcı ama pek çok ailede görülen rutin şikayetler gibi.
Yalnız aranızdaki diyalogun ve muhabbetin azalması ciddiye alınması gereken bir sorundur.
"Bu evlilik devam etmeli mi?" diyorsunuz.
Bu sorunun cevabını sizden başkası veremez. Sürmesinin de bitmesinin de kendince artıları ve eksileri olacaktır. Bunları iyi değerlendirip kaybetmeyi göze alamayacağınız artılar ne taraftaysa ondan yana tercih koymanız gerekecek.

Ancak aranızdaki sevgi ve anlayışı, diyalogu ve paylaşımı canlandırmak için evlilik terapisine gitmenizi tavsiye ederim. Ehil bir terapiste gidildiğinde çok ciddi mesafe kat etmek ve sevgiyi canlandırıp evliliği kurtarmak mümkün.
Hoşçakalın.



21 Mayıs 2012 Pazartesi

Röportaj: "CİNSELLİK EVLİLİĞİN TURNUSOL KAĞIDI GİBİDİR"

http://www.kadinnews.com/ da yayınlanan röportaj:


İnsanlık tarihiyle birlikte başlayan hayatımızı renklendiren, daha keyifli hale getiren cinsellik, hayatımızın çok temel ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Her ne kadar iletişim çağında yaşıyor olsak da cinsellik hala toplumumuzun büyük kısmı tarafından tabu olarak algılanmaya devam ediyor. Biz de bu konuda merak edilenleri sizin için Psikolojik Danışman Rukiye Karaköse’ye sorduk.


Kadınnews: Siz aile terapisi ve cinsel terapi eğitimi almış bir terapistsiniz. Bir bütün olarak baktığımızda evlilikte cinsellik ne kadar önemli?

Rukiye K. : Evliliğin temeli bildiğimiz gibi karşılıklı sevgi, saygı, bağlılık ve güvene dayanır. Duygusal ve cinsel hayat ise birbirini karşılıklı olarak yoğun şekilde etkiler. Bir çiftin arasında gerginlik, kırgınlık ve düşmanca duygular oluştuğunda bu durum cinselliği olumsuz yönde etkiler.

Tam tersi, cinsel yaşamda bir sorun olduğunda da bu durum tarafların duygusal ilişkisini olumsuz yönde etkiler. Tatmin olmayan veya cinselliğin sıklığından, kalitesinden memnun olmayan taraf(lar) eşine karşı öfke biriktirir, değersizlik, yetersizlik duyguları yaşayabilir ve çatışmalar yaşanabilir. Bu anlamda cinselliğin sağlıklı ve mutlu şekilde yürüyüp yürümediği, evliliğin turnusol kağıdı gibidir diyebiliriz.


“Cinsel Sorun Çok Fazla Ama Üstü Örtülüyor”

Kadınnews: Ülkemizde en sık görülen cinsel sorunlar hangileri?

Rukiye K. : Cinsel terapi kliniklerine en sık başvurular kadınlarda vasinismus, disparoni (ağrılı cinsel ilişki), cinsel isteksizlik ve orgazm bozukluğu sebebiyledir. Erkeklerde ise ereksiyon problemleri, erken boşalma ve iktidarsızlık sebebiyle başvurular oluyor. Bunların dışında da yaşanan pek çok cinsel sorun var ama bir şekilde evliliklerin içinde tolere ediliyor, üstü örtülüyor. Bu saydığımız problemler karşılıklı paylaşımı çok zorlaştırdığı ya da imkansız kıldığı için çift tarafından çözüm arayışına giriliyor.


Kadınnews: Bu sorunların temelinde neler yatıyor?

Rukiye K. : Cinsel sorunlar birey özelinde incelenmelidir. Bazı fiziksel rahatsızlıklar (nörolojk, hormonal durumlar, diyabet, kalp hastalığı vb.) cinsel işlev bozukluklarına sebep olabilir. Bu yüzden önce fiziksel bir muayene ve durum tespiti gerekir. Ancak toplumsal ve kültürel olarak baktığımızda cinsel sorunların temel nedenleri olarak şunları söyleyebiliriz:


-Eksik ve yanlış bilgilenme.

-Travmatik tecrübeler yaşamak ya da şahit olmak.

-Korku.

-Suçluluk duygusu.

-Günahkarlık duygusu.

-Cinselliğin kirli, pis, iğrenç olduğuna inandırılarak büyümek.

-Aşırı baskı altında büyümek.

-Performans anksiyetesi (“eşimi memnun edebilir miyim” kaygısı)

-Özgüvensizlik, bedenini sevmemek.

-Eşle yaşanan duygusal sorunlar.

-Depresyon ve bazı psikolojik rahatsızlıklar.


Kadınnews: Sorunu olanların tedaviye yaklaşımı nasıl olmalı?

Rukiye K. : İnsanların bir kısmı cinsel hayatlarının sorunlu olduğunu fark etmeyebilir. Sıkıntılı ya da memnuniyetsiz bir şekilde devam eden cinselliği “demek ki cinsellik böyle yaşanıyor, böyle olması gerekiyor” şeklinde kabullenebilirler. Yaşadıkları durumun bir sorun olduğunu ve tedavisinin olduğunu bilmeyen çiftler tedaviye başvurmakta gecikiyor.

Sorunu fark edenlerde ise korku ve utanma duygusu tedaviye başvurmaya engel olabiliyor. Kişiler kime başvuracakları konusunda da yeterli bilgiye sahip değil maalesef. Tıp hekimleri ilk olarak fiziksel muayene yapmalıdır ancak cinsel sorunların çözümü için cinsel terapi konusunda eğitimli ve deneyimli terapistlere başvurmak gerekir.


Kadınnews: Profesyonel yardım almayanlar bu sorunlarıyla nasıl başediyorlar?


Rukiye K. : Eğer sorunun boyutunun farkında değilse bunu kanıksamaya ve alışmaya çalışıyorlar. Yıllarca evli kalıp vajinismus yüzünden birlikte olamamış ama evliliğini de sürdüren pek çok çift var. Sorununu yakınlarıyla paylaşıp tavsiye isteyenler, ilaç ve alkolden fayda bekleyenler, eşini aldatarak yeni biriyle bu sorunu çözeceğini düşünenler de oluyor. Tabii üfürükçülerden yardım isteyenleri de unutmamak lazım. “Oğlumun erkekliğini bağladılar, kızıma büyü yapıp rahmini kapattılar…” gibi ifadeler halk arasında yaygındır.


"Cinsel Sorun Tek Tarafın Değil Çiftin Sorunudur”

Kadınnews:Kadınlar mı erkekler mi daha çok sorun yaşıyor?

Rukiye K. : Buna Türkiye özelinde cevap vermek zor, zira sorunların istatistiklere aktarılma yüzdesi gerçekleri yeterince yansıtmıyor. Ancak şu söylenebilir: Sorunun başlangıcı ister kadından ister erkekten kaynaklansın, diğer tarafı da mutlaka etkileyecektir. Şöyle ki cinsel fonksiyonları açısından tamamen sağlıklı bir kadın veya erkek bile bir süre boyunca cinsel sorunlar yaşayan bir eşle birlikte olduğunda onda da buna bağlı bir takım sorunlar baş gösterecektir. Bir anlamda sebebi kimden kaynaklanırsa kaynaklansın cinsel sorunlar bir tarafın değil çiftin sorunudur.

Kadınnews: Genelde yardım isteyen hangi taraf oluyor?

Rukiye K. : Değişebiliyor. Genelde kadınlar psikolojik anlamda yardım almaya daha açıktır. Sorunu çözmeye yönelik adım atmak, araştırmak, üstüne gitmek kadınlarda daha yaygın. Tabii yaşanan bölgeye ve kültüre göre utanma duygusu ve aile baskısı bunu engelleyebiliyor. Kadınların büyük kısmı cinsel isteksizlik, uyarılma güçlüğü vb. sorunları kanıksayıp doğal kabul ediyor. Bunun arka planında “cinsellik kadın için bir görevdir, haz alması gerekmez” inancı var. Ancak kadınlar daha fazla, vajinismus veya disparoni (ağrılı cinsel ilişki) gibi cinsel yaşamı erkek için de zorlaştıran ve/veya imkansız kılan durumlarda “evlilik saadeti” için çözüm arama yoluna gidiyor.

Erkeklerde de utanma ve çekinme yaygın bir tutum. Genelde eşlerini yalnız yollamaktan yana tavır alsalar da kişisel problemleri söz konusu olduğunda eşleriyle gelebiliyorlar.


“Cinsel Terapiye Çift Olarak Gidilmeli”

Kadinnews: Çiftin terapiye birlikte gelmesi önemli mi?

Rukiye K. : Sağlıklı ve erken sonuç alınabilmesi için çiftin birlikte gelmesi çok önemlidir. Sorunu yaşayan taraf böylece desteklendiğini hisseder ve güven duygusu ile yapıln işbirliği sorunun çözümünü oldukça kolaylaştırır. Verilecek bir takım ev ödevleri de eşli olarak uygulanacağı için danışan tarafın eşi, “evdeki terapist” gibidir. Cinsel terapi yapan uzmanın en büyük yardımcısı danışanın eşidir. Yönergeleri anlayıp doğru uygular ve eşine sevgi ve sabırla destek verirse sorun çok daha kolay ve kısa sürede çözülür.

Kadinnews: Cinsel sorunların çözümü yaklaşık ne kadar zaman alıyor?

Rukiye K. : Her bireyin kendisine özel uyarlamalar yapılmakla beraber ortalama 6-12 seansta pek çok sorun çözülüyor.


“Sağlıklı ve Mutlu Cinsellik İçin Nelere Dikkat Etmeli?”

Kadınnews: Son olarak sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için nelere dikkat edilmeli?

Rukiye K. : Cinselliğin sağlıklı ve mutlu olabilmesi için öncelikle evlilikte iletişimin sağlıklı olması gerekiyor. Eleştiri, suçlama, aşağılama ve kıyaslamanın olduğu bir ilişkide cinsel anlamda mutlu olunması çok zordur.

Eşe duyulan sevgi, saygı ve güven çok önemlidir. Bu duygular yeterince gelişmemiş ya da hiç oluşmamışsa sağlıklı cinsellik yaşamak zorlaşır.

Cinselliğin atın kuralları ise ideal ortamı oluşturmaktan başlar. Mahremiyetinizin ihlal edilmeyeceği, güvenli bir ortam şarttır. Ne sıcak, ne soğuk, kişilerin rahat edeceği düzeyde hijyene sahip bir mekan sağlanamazsa cinsellik en baştan olumsuz etkilenir. Kişiler de fiziksel hijyene özen göstermeli ve bakımlı olmalıdır.

Kendini tanımak ve bedeniyle barışık olmak gerekir. Kendini tanımayan, nelerden haz alıp nelerden hoşlanmadığını bilmeyen, bedeniyle ilgili kompleksleri olan ve kendini olduğu gibi kabullenemeyen kişiler cinsel uyum gerçekleştirmekte zorlanacaklardır.

Romantizmi ve ilgiyi canlı tutmak için arada sırada küçük değişiklikler yapmak iyi gelecektir. Sevgi notları yazmak, küçük sürprizler yapmak, sms ya da e-posta ile birbirine mesajlar göndermek, zaman zaman eşinin hoşuna gidecek şekilde giyiminde ya da davranışlarında ufak değişiklikler yapmak sevgiyi ve erotizmi canlandıracaktır.

Cinsellik hakkında konuşabilmek ve beklentileri birbirine iletebilmek çok önemlidir. Uzun yıllardır evli olan çiftler bile sessiz bir anlaşmayla cinsellik hakkında konuşmayı reddederler. Çiftler cinsellik hakkında konuşabilirse birbirlerine beklentilerini, hoşlarına giden ve gitmeyen şeyleri söylerler ve anlaşılmanın rahatlığını yaşarlar. Birbirlerinin beklentilerine cevap verebildikleri ölçüde de daha tatminkâr bir cinsel yaşamları olacaktır.
Kadınnews: Teşekkür ederiz.


Randevu için: 0212 488 42 05 - 0533 560 61 12


RUKİYE KARAKÖSE KİMDİR?

Klinik Psikoloji Uzmanı, Öğretim Görevlisi, Aile Danışmanı, Yazar. 1977 İstanbul doğumludur.

İlk lisans öğrenimini Davranış Bilimleri alanında tamamlamıştır. İstanbul Kültür Üniversitesi, İletişim Sanatları (burslu) ve Psikoloji Bölümlerinde okumuş ve yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü Onur derecesiyle bitirmiştir. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri dalında tezsiz yüksek lisansını tamamlamıştır.  İkinci yüksek lisansı ise Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji anabilim dalındadır.
Aile terapisi, cinsel terapi ve bireysel psikoterapi eğitimleri almıştır. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve kamu kurumlarında psikoloji, eğitim ve iletişim alanlarında seminerler vermektedir. Transpersonal/manevi psikoloji alanında çalışmaktadır.Yabancı dilleri İngilizce ve Arapça’dır.


Yayımlanmış Kitapları:

Aşk Acısı Nasıl Geçer?, Yediveren yy.

Mevlana: Ruhsal Terapiler, Yediveren yy.

Ailede Sorumluluk Eğitimi, Timaş yy.

Ahlak ve Arınma (Yazar: Haris El-Muhasibi) Arapça’dan Tercüme, Semerkand yy.

Erdemler Dizisi, (Eş Yazar), Timaş yy.

Ergen Psikolojisi ve İletişim, Yakamoz yy.

Çocuk Eğitiminde Babanın Rolü (Eş Yazar), Yakamoz yy.



www.kadinnews.com











2012-05-21 01:18:43



24 Nisan 2012 Salı

TV Programı "KADINLA HAYATA DAİR"

Kadınla Hayata Dair adlı televizyon programında Tülin Dindar Hanımefendi ile "Çocuklara Cinsel Eğitim Nasıl Verilmeli?" konusunu konuştuk.

İzlemek İçin Tıklayınız:
1. BÖLÜM
http://www.hilaltv.org/yeni/izle.php?id=7321

2. BÖLÜM
http://www.hilaltv.org/yeni/izle.php?id=7322