27 Şubat 2008 Çarşamba

ERGENLİKTE KİMLİK BUNALIMI


“Gençlik, yol gösterilmeye ihtiyaç duyar.”
(Goethe)
Çocuklukta öğrendiğimiz her şey bir gün gelir erişkin dünyasındaki yeni değerlerle karşılaşır. İşte o günün geldiği zaman, ergenlik dönemidir. Eski değerlerle yeni değerlerin karşılaştırıldığı, mesleki, cinsel ve sosyal kimliğin tanınarak oturtulmaya çalışıldığı sırada yoğun çaba harcanır. İşte bu yoğun çabanın adı kimlik bunalımıdır. Kendi kimlik duygumuzu kazanabilmek için, ergenlik döneminde verdiğimiz bu savaş normaldir. Kimi ergen bu savaşı sessiz sedasız verir, kimi ergense fırtınalı bir şekilde. Bu savaş sırasında anne babalarla, toplumla çatışmalara girilir. Bu çatışmalar bazen yoğun ve yıpratıcı, bazen de kolay olur. Çünkü ergen anne babadan kopmaya, bağımsızlaşmaya, kendi toplumsal beklentilerini yapılandırmaya çalışmaktadır. Eğer bunu yapmazsa, sağlıklı bir şekilde erişkinler dünyasına katılamayacaktır. Bağımsızlık istemek kolaydır, ama bunu elde etmek zordur. Daha zor olanı elde edilen bağımsızlığın doğru olarak, nasıl kullanılacağını bilmektir. Bazen anne babadan kopmaya çalışırken, başka gruplara bağımlı hale gelir. Bu değişimler hızlı olabildiği ve denge sağlanabildiği gibi, bağımsızlığı ararken onu tamamen yitiren ergenler de olabilir.
Özdeşim döneminde, babasına ve annesine benzemeye çalışan çocuk, özdeşim yaparak kimlik oluşturur. Onun anne babasının harika olduğu fikri, ergenlikte yerini hiçbir şey bilmeyen aileye terk eder. Artık varlık göstermenin şekli, onlarla öğünmek değil, onlardan daha iyi olabilmektir. Daha iyi olabilmek için farklı yollar seçer ergenler. Kimi ailelerinin tüm olanaklarını kullanarak, hatta onların yaptıklarını yaparak kendini kanıtlar. Kimi ise kendini kanıtlamanın yolunun, onların verebileceklerini tümüyle reddederek, farklı şeyler yapmak olduğunu düşünür. Bu seçim zor ve acı verici olabilir. Ailenin gence karşı tutumu bu bunalımı yaşama şiddetini etkiler. Aslında gencin yaşadığı bu kimlik bunalımı, ailenin de bunalımı haline gelebilir. Onu bu arayışına izin vermeyen, ya da anlamayan aile engellemeleriyle, küçümsemeleriyle, “her şeyi biz biliriz” tavırlarıyla bu normal gelişimsel dönemi, fırtına haline getirebilir. Hiç engellemeyen ama destek de olmayan, yol göstermeyen aileler ise belki fırtınaya tutulmazlar ama ergen çocuklarının içindeki fırtınadan da haberleri olmaz.
Erikson, ergenlik döneminin çocukluk ve erişkinlik dönemi arasında bir geçiş, bekleme, askıya alış dönemi olduğunu söylemiştir. Kimlik bocalaması farklı yoğunlukta yaşanarak geçer. Ama bazı ergenlerde, kimlik bunalımı ağırlaşır, uyum ciddi bir şekilde bozulur. Artık söz konusu olan kimlik karmaşasıdır. Anne babasının, toplumun hatta kendisinin bile beklentilerine ters gelen davranışlar içine girer. Okuduğu okul bitmek üzereyken, orada olmaması gerektiğini düşünenler olur. Başkaları gibi olmaktan nefret eden ergen, onlara benzemek istemez ama ne olmak, kim olmak istediği sorusunun yanıtını da bulamaz. Bu kimlik karmaşası değişik ruhsal sorunlara neden olur. Kim olduğunu bilememenin getirdiği çökkünlük depresyona, depresyon paniğe ve intihar girişimine ulaşabilir. Kuşkucu, alıngan, kendinin anlaşılmadığını ve haksızlık yapıldığını düşünen ergen yaşamın tadının çıkaramaz olur. Uyumsuz insan ilişkileri, yüzeysel gelip geçici, kendini aradığı ama bulamadığı aşklar, tepkisel davranışlar görülür.
Nasıl Çözümlenir?
Sağlıklı çözüm, karmaşadaki gencin uygun danışma ve tedavi ile iyileşmesi ve kimliğini tamamlamasıdır. Ama bu her zaman mümkün olmaz. “Gençlik döneminde olur” diyerek hekime ulaşamayan ya da aileleri tarafından fark edilip ele alınamayan kimlik karmaşaları farklı şekillerde sonlanırlar. Bir sonlanış, olumsuz kimlik oluşturmaktır. Toplumun ve ailesinin istediği gibi olamayacağı inancına kapılan ergen, tam tersi bir kimliği benimser. Uyuşturucu, farklı dini yönelişler, dinini değiştirmek, yetiştiği toplumun tüm değer yargılarını reddetmek bunun yansımalarıdır. Kimi zaman ise topluma meydan okuma olumsuz kimliği kanıtlamanın yolu olur. Şiddet ve terör eylemlerine katılan ergenler bu yolu seçenlerdir. Bu kimlik karmaşası, bazı kişilerce yönlendirilir ve olumsuz kimlik pekiştirilir. Bazen bu kimlik karmaşası, ‘seçilmiş yaşam biçimi’ adı altında sürer. Düzenli yaşayanlar, çalışanlar, çoluk çocuğa karışanlar küçümsenir. Geç yaşlarda, bazen serüven peşinde, bazen çapkınlıkta, ama boşlukta kimlik arayışı sürer gider. Kimlik bunalımını sağlıklı bir şekilde çözümleyememiş ergenlerin çoğunlukta olduğunu düşününce bugün dünyanın neden bu halde olduğunu anlamak zor olmasa gerek…