20 Şubat 2008 Çarşamba

ERGENLİKTE DUYGUSAL YAPI


Aristo iki bin üç yüz yıl önce gençlerin özelliklerini çok çarpıcı ve özlü biçimde anlatmıştır:
“ Gençlerin istekleri pek çoktur ve bunları hemen eyleme dönüştürmek isterler.
Bedensel isteklerine karşı koyamaz, özellikle cinsel isteklerine yenilirler. Çok değişkendirler, istekleri geçicidir.
Tutkuludurlar, huysuz ve öfkelidirler. Kendilerini içtepilerine kaptırır, tutkuların kölesi olurlar. İsteklerinin önüne dikilen en küçük engele bile katlanamazlar.
Onura ve başarıya paradan daha çok değer verirler çünkü paraya ihtiyaçları olmamıştır.
Eli açık ve iyilikseverdirler çünkü kötülükleri ve muhtaçlığı tanımamışlardır. Çabuk güvenir, çabuk bağlanırlar, çünkü henüz aldatılmamışlardır.
Yüksek amaçları ve hayalleri vardı, çünkü daha yaşamın sillesini yememiş, koşulların sınırlayıcı etkisini öğrenmemişlerdir.
Gençler yanılınca çok yanılırlar.
Sevgide de nefrette de aşırıya kaçarlar, her şeyi bildiklerini sanırlar, onun için yanlışlarında sonuna kadar direnirler.”
Duygusal tepkilerimizin biçimi ömür boyu farklılık gösterir. Ergenlikte ise büyümenin hızlı oluşu ve hormonal değişimler sebebiyle hem fiziki görünümde hem de davranış ve tutumlarda belirgin farklılıklar gözlenir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
Duyguların Yoğunluğunda Artış
Buluğ döneminden başlayarak ergenin duygu yoğunluğunda artma olur. Üzüntü, sevinç, öfke gibi duyguların ifadesinde bunu görürüz.
Olumsuz duygular el, kol hareketleri, yüz ifadeleri ve bağırma gibi sözlü ve sözsüz davranışlarla dışa vurulurken heyecan, coşku ve karşı cinse ait duygular, şiir yazma, hatıra defteri tutma aracılığıyla kâğıda dökülür.
Karamsarlık, asık suratlılık, ufak nedenlerle ağlamalar bu dönemin duygusal yoğunluğunun sonucudur.
Hiçbir şeyden hoşnut olmamak, her söyleneni kendine yöneltilmiş bir eleştiri gibi algılamak ve alınganlık göstermek bu dönemin davranış özellikleridir.
Ergen yeni bir durumla karşılaştığı zaman kendisi için alışılmamış bir durumsa heyecanlanıp korkabilir. Heyecan dengesi tam oluşmadığı için duyguların kontrolü zordur. Çoğu ergen heyecan verici durumlar karşısında kolayca kızarabilir.
Duygularda İstikrarsızlık
Ergenin duygusal tepkileri düzensizdir. Çünkü hem duyguları çabuk değişir hem de duygularında istikrarsızlık vardır. Ergenin aynı olaya gösterdiği tepki bir gün arayla değişebilir.
Âşık Olma
Karşı cinse ilgi buluğ öncesinde başlar. Ergenlikte ise hissedilen duygulara heyecan eklenir. Cinsler arasında yakınlaşma eğilimi ergenliğin başında daha çok grupla bir arada olma isteği taşırken sonraları karşı cinsten belli bireylere yönelmiş romantik duygular ortaya çıkar.
Mahcubiyet ve Çekingenlik
Kişinin bedeninden utanması oldukça yaygın bir duygu durumudur. Adeta vücutlarını saklamak isterler. Organlardaki büyümenin farklı zaman ve hızlarda olmasından kaynaklanan orantısız vücut görünümünü saklamak için büyük çaba harcanır.
Baskı görerek yetişen çocuklarda mahcubiyet kalıcı bir özellik olarak ergenlikte de devam eder.
Aşırı Hayal Kurma
Ergen hayal kurarak, geleceğe yönelik tasarıları ve gerçekleşmesini istediği arzularıyla meşgul olur. Hayal kurmanın ergenlikteki yoğunluğu, bu eylemin “gündüz rüyası” olarak adlandırılmasına yol açmıştır. Hayaller o kadar artabilir ki ergen sınıfta ders dinlerken yolda yürürken veya başkasıyla konuşurken aslında hayal kuruyor olabilir.
Yalnız Kalma İsteği
Buluğ çağındaki bir kız veya erkek zaman zaman başkalarından uzaklaşıp yalnız kalmak isteyecektir. Ana-babanın veya arkadaşlarının beraber oma isteğini reddedip kendisiyle baş başa kalmak isteyebilir.
Çalışmaya Karşı İsteksizlik
Hızlı büyümenin olduğu bu dönemde ergenin biraz durgun ve atıl olduğu, adeta hareket etmeye üşendiği zamanlar vardır. Çalışırken ve oyun oynarken çabuk yorulur. Ve çalışmaya karşı daha az isteklidir. Vücut enerjisi adeta büyümeye harcanıyor gibidir.
Ergenlerin duygu durumunda görülen bu genel özellikler biyolojik olgunluk tamamlanmadan bir dengeye kavuşmaz. Eğer ana-baba ve yakın çevre ergendeki bu farklı duygu ifadelerini onların yüzüne vurursa ergen daha da huzursuz olur ve kimse tarafından sevilmediğini düşünür. Bu durumdaki kızlar uzun ağlama nöbetlerine girerken, erkekler büyük suskunluklar yaşayıp sonra da kavga çıkarabilirler. Ergenler olgunlaştıkça, fiziki gelişimlerini tamamladıkça daha sakin ve işbirliği yapılabilir bir duruma geçerler.