27 Şubat 2008 Çarşamba

BURN OUT/TÜKENMİŞLİK SENDROMU ÜZERİNE...




Gün geçmiyor ki yeni bir sendrom ortaya atılmasın. Burn out yani tükenmişlik sendromu pek yeni değil ama ülkemizde yeterince tanınmıyor. Ama bu yaygın olmadığı anlamına gelmiyor.
Burn out, 'bütünüyle yanmış' anlamına gelen 'burn out' ifadesi vücudun fiziksel ve ruhsal olarak çökmesi demek. Bu sendrom sürekli stres altındaki kişilerde görülüyor. Bunlar işlerine gereğinden fazla bağlıdır ve en mükemmel şekilde yapma kaygısı ile kendilerini aşırı derecede zorlayıp baskı altına sokarlar. Bundan dolayı da kendi ihtiyaçlarını bile gözden kaçırabilirler. Kişinin kendisine büyük hedefler koyup daha sonra istediklerini elde edemeyip hayal kırıklığına uğrayarak, yorulduğunu ve enerjisinin tükendiğini hissetmesi olarak da açıklanmaktadır.
Özellikle sağlık çalışanları ve öğretmenler arasında yaygın.
Yorgunluk ve ilgisizlikle başlayan 'burn out' uzun süre kendini saklayabiliyor. Bu hastalığa yakalananlar kendilerini çok çalışıyor, ama bunun sonucunda hiçbir şey elde edemiyor zannederler. Ayrıca meydana gelen bu belirtiler kişi tarafından önemsenmezse hastalık mide, kalp ve sırt ağrısı başta olmak üzere birçok probleme de neden olabilir.
Bu hastalar çoğunlukla gergindir ve rahatlamaya ihtiyaç duyarlar. Bu kişilerin yaşamlarında kendilerini rahatsız eden sorunları fazla düşünmemeyi ve başka şeylere de yönelmeyi öğrenmeleri gerekir. Bu yüzden de 'burn out' sendromu tedavisinde ilk önce nedenler konuşularak ortaya çıkarılıyor. Daha sonra da ilaç ile tedaviye destek veriliyor. Tükenmişlik Sendromu’nun oluşmasında etkisi olan durumları şöyle sıralayabiliriz:
-Aşırı Yüklenme: Hiç kimseye hayır diyemeyerek altından kalkabileceğinden çok daha fazla sorumluluk yüklenen kişi sonuç olarak tükenme noktasına dayanabilir.
-Müşterilerin gereksinimlerinin finanssal, bürokratik ve idari nedenlerden dolayı karşılanamaması.
-Önderlerin yetersizliği, denetim yetersizliği ya da her ikisi.
-Yetersiz uzman eğitimi ve yönlendirme.
-Yaptığı işi kontrol etme ya da etkileme duygusundan yoksun olma.
-Çalışanlar arasında destek ve sosyal ilişkilerin olmaması.
-Aşırı zor ve yoğun iş ortamında çalışmak.
Tükendiğinizi Hissetiğinizde Ne Yapmalısınız? Tükenmişlik sendromu ile baş etmek başlangıçta kişinin kendi çabalarıyla mümkün olabilecekken, daha ciddi durumlarda problemi halletmek için bir takım yöntemler uygulanıyor. Bu yöntemlere değinmeden önce kendi kendine bu problemle nasıl başa çıkılabileceğine bir göz atalım.
Tükendiğini hisseden kişi, kendisine birtakım sorular sormalıdır. Öncelikle yorgunluk hissinizin ne zaman başladığını hatırlamaya çalışın. Bu yorgunluk hissi ne zaman hayatınızda önemli bir yer tutmaya başladı? İş arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizde hangi noktadan sonra kişisel hoşgörünüzü kaybettiniz? Bulunduğunuz projelerde sorumluluğunuzun ne olduğunu tam olarak biliyor musunuz? Bu sorulara verilecek cevaplar kendinizi daha iyi hissetmenize, değerlerinizi ve önceliklerinizi yeniden yapılandırmanıza yardımcı olacaktır. İkinci adım hayatınızda bazı değişiklikler yapmak olabilir. İşiniz sizin için cazibesini kaybettiğinde işinizi ya da en azından sorumluluklarınızı değiştirmek faydalı olabilir. Kim bilir belki de ara verme zamanı gelmiştir. Bu tarz kişisel önlemler dışında daha ciddi yöntemler de bulunuyor. Tükenmişlik sendromu ile baş edebilmek için strateji belirleme, planlama ve uygulama daha çok işveren ya da çalışma koşullarını belirleyenlerin kararlarına bağlı. Bireysel iş stresini azaltmak için işin yeniden yapılanmasına yönelik yöntemler:
1-İşin modifikasyonu:
Zor işleri eşit olarak dağıtarak yükün aynı kişiler üzerinde birikmesini engellemek,
· Zor işlerin dönüşümlü olarak yapılmasını sağlamak,
Gün içerisinde iş harici aktiviteler için zaman ayarlamak (örn.:okumak),
Yarım gün çalışmayı desteklemek bu yöntemle insan kaynakları ve esneklik artar,
Çalışanlara yeni programlar oluşturması için olanak tanımak.
2. Danışmanlık hizmetleri: Bu yöntem ile danışmanların öneri ve eleştirilere daha açık olması sağlanırken, çalışanların fikirlerine de önem verilmiş olur. Düzenli aralıklarla geri bildirim almak için anket düzenlemek yararlıdır.
3. Organizasyon olarak sorun çözme: Kalite gelişim programlarının bir amacı da iş ortamının doğru değerlendirilmesini ve sorunların ilk ortaya çıkış anında ele alınmasını sağlayacak kalıcı bir mekanizmanın oluşturulmasını sağlamaktır. Çalışanlarla sorun çözmeye yönelik toplantıların düzenlenmesi, kimlik belirsizliğini ve iletişimsizlikten kaynaklanan çatışmaları engelleyebilir.
Ülkemizde ise maalesef henüz personel yönetiminden “İnsan Kaynakları” yönetimine geçilmediği ya da bu değişiklik sadece tabelada kaldığı için çalışanın ruh sağlığını koruyacak bu tür tedbirler etkin ve yaygın olarak kullanılamıyor. İnsanı sadece çalışıp kuruma da daha fazla kar getirmeye programlı bir makine gibi gören kapitalist sistem daha çok sendrom üretip, çook insan tüketecek gibi görünüyor, ne dersiniz?